1 Kasım 2013 Cuma

Yarım yamalak.

Yine beceriksiz bi yürek.
Yarım yamalak bir aşk.
Aşk bile değil belki?
Yalnızca ufacık mutluluklar.
Kolay vazgeçilebilir birşeymiydi bu yaşanılan?
Anında sırtını dönebilirmiydi kalplerimiz?
Ya akıl..
Akıl vazgeçilen duygularda bile neden hala soru işaretlerine cevap arardı ki?
Akıl bencildi.
Kalp te öyle,aşk ta..
İyi ya bu üç bencil nasıl anlaşırdı bir arada?
Peki ya anlaşsa..
Anlaşsa ulaşılırmıydı mutluluğa?

4 Mayıs 2012 Cuma

Bir Ninenin Kalbi

Oturmuş kalbimi denetliyorum öylece.
Gerçekten boş mu?
Bir yerlere sıkışıp kalmış birileri yok mu diye.
Her koşulda illa ki kalp dolu mu olur...
Boşlukta kalmayıp mutlaka sarılmak ister insan birilerine.
Yok,bu istek de yok artık bende.
Kimse için atmıyor,kimseyi istemiyor yüreğim.
Kimseyi sevmemek.
Sevememek.
Öyle yorgun ki kalbim.
Aşık olmak bile zor geliyor sanki.
Ayağa kalkıp denemek.
Sanki 100 asırlık bi kaplumbağa gibi.
Sahi zorlamıyorum kendimi.
Garip bir his imiş ıncığını cıncığını bildiğin hiç kimsenin olmaması.
Heyecanlanıp kontrolünü kaybetmek.
Kimi zaman rezil olmak belki.
Hayatın atraksiyonları.
Yok hiç biri.
Bir gram bile yok.
İnsan garipsiyor tabi.


Sorunun ana nedeni bendeki kalp değildir belki.
Karşı cinsin kalpsizliğindendir.
Hepsini de bi kefeye koymak doğru olmaz tabiki.
Ama sonuç ilgilendirir beni.


Karşınızda 19 yaşında yaşlı bir nine duruyor sanki.
Öyle sıkılan,öyle bıkmış...
Aşk sözcüğü bile heyecanlandırmıyor artık onu.
Öyle umarsız,öyle bananeci geçiştiyor soruları.
Belki de....
Ona yeniden aşkı sevdirecek adamı bekliyordur içinden...

28 Şubat 2012 Salı

O Adam

Hiç kimse,hiç bi adam hayali kadar mükemmel olamıyor.
Biz öyle çok şey yakıştırıyoruz ki o adama,
Yakıştırdıklarımızı bulamayınca üzülüp kırılıyoruz.
Öyle mükemmel ki o adam gözümüzde,
Belki tanımasak enine boyuna hiç üzülmeden hayalimizde mükemmel bi ilişkiye imza atarız.

23 Kasım 2011 Çarşamba

His

Çoğu kez yanılmam hislerimde.
Şahit olduğum hayat öğretti bana,
Neyin kimde gizli olduğunu.
Bugünde hissettiğim buydu.

Kalbin,bana aitti...
Geleceğimde yanımda suretini görür gibi oldum.
Sahi,mümkün müydü?
İkimiz yani,
Aynı fotoğraf karesinde
Bir yabancı olarak değil üstelik.
Biz olarak.

İçimden sorduğum bi yığın soruya içten içe cevap veriyormuydun sen de?
Kendi kendime mi konuşuyorum,
Tüm bunlar deli saçması mı dersin,
Yoksa yüreğin kadar güzel,hayaller mi?

Ne olur ki sanki
Kafamda yarattığım bir insan olarak çıksan karşıma.
Değilsen de çıkma zaten küserim sana!
Hissettiğim gibi,güzel bi yüreğin olsun,
Ve oraya yalnızca beni yakıştıran sıcacık yürekli bi adam ol..

21 Kasım 2011 Pazartesi

Aşk Şiirleri

Ayrılık şiirleri kadar güzel olmuyordu aşk şiirleri.
İnsan illaki ayrı düşünce mi aşkı tatmalıydı?
Aşk,tek başına güzel değilmiydi?
İçinde illaki barındırmalımıydı ayrılık günlerindeki yaşlı gözleri?
Saklamalımıydı sessizce onsuz geçecek zor günleri?
Acıtıncamı anlayacaktık,aşkın güzelliğini?
Bir yığın soru oluşturulabilir aşk üzerine.
Korkuyorum,
Senin için,ya ben olmadan daha güzelse aşk?

Masum Aşk.

Adını bile bilmemek.
Nasıl biri olduğunu,
Belki en sevdiğin rengi,
Belkide hiç sevmediğin yemeği.
Bilmemek.
Bilmemek işte,
Mutlu eder mi insanı?
Yüreğinin sıcaklığını gözlerinde görmek,
Hissetmek.
Bu bile yeter mi?
Uzaktan sevmek en güzeliydi belki aşkların,
Ve en zararsızı.
Habersiz,içten içe umutlanmak.
Aklımdaki fotoğrafınla bugün bunları yazabilmek.
En masum aşktı bu işte,bana göre.
Yıllarca istediğimde en masumane aşk değilmiydi zaten?
Yalnızca bi bakış..
Herşeyin özeti miydi?
Mutluluğun nedeni,
Mutlu ve senli günler ..

Vega-Serzenişte


Masumsuuun sen,
Masumsun sen,bana göre.
Benimse kırk tilkiyle şu beynimde
Ne işim var savaşlarda,boyalarla gözlerimde?
Belkide geçmişimde biryerlerim yara aldı
Yok belki ben öldürmüştüm yaralanmam palavraydı.
Belki hiç anlatmadım,
Diyeceklerim yarım kaldı.
Yok inanma,birşey yoktu.
Söyleyeceklerim yalandı.
Zaten yalandı.

Ama ben,ben sahiden,ben her ne isem işte..
Ağladım boyam aktı hergün sana yenilişte.
Biraz sev sakinleştir,sevdiğinim işte.
Boşver sev sakinleşir,sevgilim serzenişte,serzeniştee...

27 Ekim 2011 Perşembe

*

Doğru insan kimse,gelsin bulsun beni.

Dönüş.

Bir dönüş yapıyım dedim de,
Olmadı.
Hissetmeden,canım istedi diye karalanmıyordu cümleler.
Olsun,beklerim yine ben.
Hissederek yazabileceğim,
Kim bilir belki de mutluluk üzerine yazacağım şiirlerimi...

14 Ağustos 2011 Pazar

Aykut Cansız'dan bir alıntı..

Hadi çağır azraili feryadınla.
Uyandır gidiyorum diyerek,
uyuyan ayrılığı…

Al eline kasaturayı yerleştir kalbime.
...Son öpüşmesi olsun
kalbimle kederinin …
 
Hadi al beni.
Götür kimsesizler mezarlığına,
ve sıkı sıkı tembihle mezarlık görevlisini.
Cebine üç beş kuruş sıkıştır,
dik gömsün beni.
...Giderken ayakta uğurlamam için seni….

Son bir kez seni seviyorum deyiver,
Allah’ta ekler nasıl olsa sevâplarına bu duâyı.
Ve yanı başıma tek bir kadeh bırak
yetecek kadar rakı….
Hacet yok suya göz pınarlarım sağolsun..
 
Hem iyi bilirsin
ben sek içerim hasretini…

Ve sonra Resullah’ı çağır bana duâlarınla.
Yanıma geldiğin de bir çift sözüm var ona
‘’onu da getir’’…

_Aykut Cansız_
 
*Bayıldım bu şiire bayıldım....Yani bu kadar iyi anlatılır bırakıp gidene duygular.
"Sevilesim geldi..."

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Aşkı Özleyiş.

Dört dörtlük bir aşktı aradığım,
Bulamıycağımı bilerek.
Hep bi engel nüksediyordu,
Kalp atışlarımı hızlandıran kişilerde..
Yasak olduğundan mı tatlı geliyordu,
Kalbim yaramaz bi çocuk muydu?
Belkide artık aşktan uzak durmalıydım...
Adını bile unutmalı.
Ama özleniyordu o nacizane duygu,
İnsan sevmek istiyordu gözünü karartıp...
Doğru kişiyi bulmaktı mesele.
Hep yanlışlarla çarpıştı kalbim demek ki.
Kalbimi alıp yeniden büyütmeliydim belki.

24 Temmuz 2011 Pazar

Kalp ile ilgili Üç Harfli Kelime.

İçime bi sıkıntı çöktü kara bulutlar gibi.
Bu sıcak yaz akşamlarında yağmur yağar mı ki?
Düşündüm de uzun zamandır usta kelimeler kurmaktan yoksun kalbim.
Ve bi o kadar da aciz.
O üç harfli kelimenin adını bile unuttum.
Nedendir,hatırlatmaz artık hiç bir suret bana kalbimin yerini.
Ve o üç harfli kelimeyi.
Korkma sakın üç hafli dediysem,kalple ilgili.
Ve bi o kadar da uzak artık benim için.

22 Temmuz 2011 Cuma

Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Konserlere gidelim, maça gidip küfür edelim. Uçurtma da uçuralım. Kumsalda uzanıp deli gibi içelim, gece de yıldızlara bakabiliriz. Bisikletle gezerken yağmur yağsın, sırılsıklam olalım. Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım. Boşver, aşık olmayalım biz. Aşk korkutucu. Beraber eğlenelim en iyisi. Ama hep benimle uyu...
 
 *Çok doğru bir alıntı.

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Affetmek,kıyamamak...

Başkalarını aşka yönlendirirken acımasızdım oysa.

Yok,yok olmadı bu giriş kısmı.Öhöm...

Konu aşktı.Konu yürek.Konu o'ydu , bendim , bizdik...
Bunlar yanyana geldiğinde oluşan cümleye inat acımasız olamıyordum.
Mağlum, içinde biz'i barındıran sözcükler yer edinmiş bekliyordu sessizce.
Ne yaşarsak yaşayalım veyahut ne yaşarsam yaşayayım içimde bir kıyamama içgüdüsü vardı çocukluktan gelen.
İnsanları affediyordum.Belkide doğru olan buydu sonsuzca.
Camları kırık bi oda soğuk olurdu.Kırık yürek bırakmamalıydı kimsede kanımca.
Kırılan yüreğe sahip olsam da....


.
.
.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Yüreğime İyi Bak...

Yine yolculuk vakti küçük yüreğimden,
Çok kalmayıp geri döneceğim
Kısa bir yolculuk daha.
Hiç dönmeyeceğim yolculuklar olacak mı acaba?

Yarın yine otogarda vedalaşacağım yüreğimle.
Yerine seninkini koyup uzaklaşacağım şehire,
Hoşçakal diye bağıracağım.
Yüreğime iyi bak İstanbul,
Çabuk döneceğim.
Yüreğime iyi bak...

23 Haziran 2011 Perşembe

İki Badem Şekeri.

Kendimle oturmuş başbaşa susarken,
Birşey farkettim.
Az ilerde,
Masanın üzerinde duran,
Kaseye takıldı aklım
Ve düştü içine.
Orada durmuş bekliyordu,
İki badem şekeri.
Dönmüşler birbirlerine sırtlarını,
Çıkmayı bekliyorlar tabaktan.
Son kez arkalarına bile bakmadan,
Gömmüşler yüzlerini kasenin duvarlarına.
Belkide başka hayatları seyredalmışlar,
Cam duvarlardan.
Kasenin içinde yalnız ikisinin olduğunu unutmuş,
Kendi hayatlarına kahraman olmayı beceremeyip
Başka hayatlara figuran olma peşindeler belkide.


-Devamı gelirmi bilinmez.-

Sensiz Aşk -

Sen olmadan daha güzeldi aşk.
Kirlenmiyordu çok kez...
Sadece benimdi.
Paylaşmama gerek yoktu kimseyle onu.
Sahi,gelmene gerek yoktu.
İyi anlaşıyorduk sensizlikle..
Güvenemediğim varlığının yokluğuna sığındım.
Ne tuhaf değil mi?
Ne olursa olsun buluyordu yine beynim,
Seninle ilgili bir kavram.
Yokluğun...
Senin yokluğun.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Şiir mevsimi değildi galiba..
İlham düşmemişti henüz suya~

17 Haziran 2011 Cuma

İç *

Sanki istemeyince oluyo gibi geldi şimdi herşey.
Annem birşeyi yapma dedikçe yaptığım gibi mesela.
Ya da birşeye çok fazla özenip isteyince olmaması gibi birşey bu.
Demişler ya bir şeyi çok istersen olur diye.
Kim demiş merak ederim hep.
Benim en çok istediklerim olmaz nedense.
Belki arada olanlarda vardır ama olduğu için bana değerli gelmez.
Evet,elindekinin kıymetini bilmemek bu.

Şimdi neden anlatıyo bu bunları diyorsunuz.
Konu yine aşka gelcek elbet.
Bizim hiç gidemediğimiz aşka.
Ellerimizin hiç buluşamadığı maziye belki..

Artık aşkla ne yanyana ne alt alta getirmiyorum,
Belli belirsiz kelimeleri.
Keşke olmamalı benim aşkımda
Yada belkilere sığınmamalı ürkekçe...
Korkusuz ama iyi ki dolu olmalı özgürce.

Hımm fazla mükemmel büründü gözüme.
Aşk acı çekmeden tatlı gelmiyordur belki insana?
Yemeğe pul biber atınca tatlı gelmesi gibi mesela..
Çorbada bizim de tuzumuz olmalıydı kanımca.
Ama fazla kaçırınca tuzu,
Dökülüyordu çöp kutusuna.
Birde yemek az olunca tatlı gelir ya insana,
Demekki az sevilince daha değerli oluyordu aşk.

Çok isteyince gelmiyor,
İstemeyince de pat diye çıkıyordu karşına.
Hani unut diyince unutulmadığın gibi,
Sev diyince de sevilemiyordun.
İki türlü de yol aynı kapıya çıkıyordu yani.
Hangisi virajlı değilse onu seçmeliydi,
Bir kazaya kurban gitmeden..

Aslında olumlu yada olumsuz gelsede bana,
Herşeyde vardı bir hayır.
İstemek değil,hayırlıyı istemekti mühim olan.
Yine hep dediğim gibi,
Hayırlısı....

13 Haziran 2011 Pazartesi

Şıpsevdi

Benim yüreğim şıpsevdi.
Evet sevdi.
Şıp olmasının sebebi,
Damlayan kanların sesi.
Ben geldim yine.
Birşeyler karalayıp sonra yok olmaya geldim.
Bilmiyorum tabi okuyan varmıdır yada okuyanlar kimlerdir...
Maksat içimi dökmek.
Kime olduğunu bilmeden.
Aşkta yapamadığımı şiirde yapmak yani.
Aşkı dökemediğim içimi şiire dökmek.
Korkusuz,içimdekileri haykırmak.
Şimdi kim var karşımda çözemiyorum.
Kimsin sen?
Öyle benziyorlarki artık insanlar birbirine,
Çözemiyorum.

3 Haziran 2011 Cuma

Sahil*

Bir sahil gibiydi ayrılık.
Gidenlerin ayak izlerini,
Kalanlarınsa gözyaşlarını biriktiren..
Ve ilk kez benim adımlarım öptü bu sahilin kumlarını....
Yani ilk kez giden bendim bu sahilden.
Senin ayak izlerin yerine benimkileri gömen.
Kalansa sen..
Belkide ilk defa karıştı gözyaşların,
Uçsuz bucaksız denizin tuzlu sularına...
Ayak izlerimi ıslattı belki,
Yıkadı kendince.
Silmeye çalıştı fikrimce.
Gitmemişim gibi davrandı.
Fakat dalga ne kadar ileri gidebilirdi ki...
İşte orda gözyaşlarının yetişemediği yerde,
Gömülüydü ayak izlerim..
Baktıkça hisset diye gittiğimi.

21 Mayıs 2011 Cumartesi

#Deprem

Bu deprem değildi kanımca.
Onun gider adımlarındandı bütün zelzele.
Yer bile gidişinden korkup titriyordu sadece.
Artçı şoklar da o böyle gidip geldikçe,
Devam edecekti belli.
Yüreğim yerli bir olacaktı habersiz.

15 Mayıs 2011 Pazar

*Batıl İnanç*

Sana dair kendime verdiğim sözlerimi tutamadım hiç.
Bakamıyorum aynaların yüzüne.
Kırılırlar diye bana.
Mağlum 7 yıl sensizlik var işin ucunda.
Batıl inançlar diye düşünme sakın boşuna.
*Sen* bile eklendin enine boyuna,
Bu şaşkın inançlarıma...

Güneş*

Güneş yalnızlığımı izlerken,
Yüzünü asmış gökyüzüne.
Batmaya korkar gibi bakıyor yüzüme.
Çatık kaşlarla gözgöze geliyorum güneşle.
Yok olmasını istiyorum sadece,
Yalnızlığım görünmesin diye~

Sayfalarca.

Seni günü gününe yaşamıştım oysa.
Her gün bambaşka bir heyecanla.
Hiç bıkmadan karaladım seni sayfalarca..
Fakat beğenmedin sanki sen,
Sadece baktın öyle.
Madem ki böyle,
Şimdi yırt sayfayı tüm gücünle.
Sonra kopsun öndekilerde.
Dökülsün bir bir gözümden..
Kuru bir mendile hapsolsun geçmişin.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Korkusuz Artık Kalbim

Eğer  korkmuyorsa artık kalbim,
Seni kaybetmekten,
O hâlde bu bir sorun işaretidir.
Kalbim yalnızlıkla da arkadaş olabilir.
Herkes gitse bile,
Ardından yalnızlık gelir..
Yani hiç yalnız kalmam ben,
Korkmamalarımın sebebi budur.

Eğer kaybedecek kimsesi kalmadıysa artık kalbimin,
Korkulacak derecede kanlı olduğuna işarettir.

5 Mayıs 2011 Perşembe

Pembe-Beyaz vS.

Hayaller vardı. 
Pembelere bürünmüş,
Düş olmuş sessizliğin çağresizliğinde.
Öyle çağresiz ki bu düş,
Sığdıramamış kendini pembenin binbir tonuna..

Yinede içimizden dua ediyorduk.
Amin denilmese de kimselerce,
İhtimaller hiç eksik olmamıştı ki
Nerden bilirdik
İnandığımız duyguların yok olacağını..

Yok olmak değil de,
Aslında görünmezlikti bunun en iyi pozu.

Seneler sonra elimize alıp geçmişi baktığımızda
Silecektik gözlerimizdeki pusu,tozu.

Pembe-beyaz olacaktı fotoğraf kareleri,
Masal gibi yani.
Hani hayal ya pürüzsüz olmalıydı elbette rengi.
Saydam da sayılabilirdi belki.

Sen beyazı severdin bütün masumiyetinle.
Hep aynıydın işte.
Orda,olduğun yerde durup bana bakardın.

Başka renklere karıştırmadım hiç seni.
Öyle olsa yok olurdun sahi,
Atan pembe yüreğimde.

Ben pembeyi severdim..
Çocuk masumiyetimle,
Bi pespembe olurdum mahçup,
Bazen de tozpembe,sana karışıp..

25 Nisan 2011 Pazartesi

Ben kayboldu sanmıştım meğer sendeymiş
Görür görmez anladım hemen o anda
Sarı sandıklara kitlemiştim aşkımızı
Sahip çıkmışsın canım eksik olma


Nasıl özlemiş kalbim böyle atmayı ..
Oysa yerini bile unutmuştum hanidir?
Bazen hayat vermek ister aldıklarını ..
Mucizeler hepböyle ansızın gelir ..


Teşekkür ederim böyle baktığın için
Teşekkürler aklımda kaldığın için
Karanlıktan korkmuyorum eskisi gibi
Senin yanın en aydınlık beyaz benim için ..


~Ebru Gündeş




Bu şarkıyı öyle yaşamak istedim ki... Dinlemeye doyamadım.
Aşkın adını söylemeyi bile özledim belki.
Ya da deli gibi sevmeyi....

21 Nisan 2011 Perşembe

Adım Adım Gidiş

Kovan sen oldun,
Giden ben..
Adımlarımı say arkamdan şimdi,
Sevmiyorum,
Sevmiyorum,
Sevmiyorum diye.
Korkma,yüksek sesle söyle..
Tıkarım kulaklarımı ben,
Sensizliğin sessizliğiyle.

*

Yanyana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar ve yine yan yana yürümiyelim diye dar kafalıydı insanlar ve sırf dar diye kafalar düşüşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi diyip aşkı hep uzaktan sevdik...

Dün gece beni etkileyen şiir :)

26 Şubat 2011 Cumartesi

_Son_

Kan ter içindeydi yüzü.
Tanınmaz halde.
Yanıma geldi,güldü.
Umrunda değildi hâli.
Neşeliymiş meğer,
Bir kaç kelime zırvaladı,güldü.
Acelesi vardı gitti...
Pek hayra alamet değildi bu tavırlar bana göre.
Tam tersi olduğunu nerden bilebilirdim?
Tam da "hayır"a işaretmiş yaptıkları.
Aslında haklıydım yine.
Hayırsızdı o.
Bilmezdi cevapların hayır olduğunu,
Ya da bildiği halde cevap vermezdi.
Yaptı,gösterdi davranışlarıyla yalnızca.
Cevaplar ortadaydı.
Haklıydım!
Yanıt hayırdı.
Belkide en hayırlısı...
6.histen de öteydi bu.
Belki 7...
Belki 8...
Bilinmez.
Ama sonuna kadar haklıydım işte.
Gözümde büründürdüğüm adam yoktu karşımda.
Bedeninde bir ruh oluşturmuşum ben başlı başına.
O değilmiş ki o.
Hiç olmamış aslında.
Ne mutlu.
Tanıdığım adam yalnızca bende saklıymış,
Bulamaz,kimse onu.
Anlatsam da anlamaz.
Yaşayan bi ölü o.
Gitti.
Uzaklara.
Helvasını yemek düştü bana,
Biraz tatsız olsa da...
İttirdi arkamdan duygusuzca.
Düştüm,başımı çarptım yere.
Aklımı başıma getirmek için mi yaptı bunu?
Bu çaba niye?
Hafızamı kaybetmek yerine,
Unuttum onu hissizce.
Ayıp etti aşk'a.
Güldü önce.
Sonra sildi.
Belli ki sönük yazılmıştı aşk.
İz bırakamadı...
Yerine b'aşk'a şeyler yazıldı...
Peki ben üzgün mü duruyordum uzaktan?
Yok, öyle değil.
Ben kaybetmedim asla..
Sevmeyen bi kalbi sığdıramam ki küçük kalbime...
Aldı kalbini,
Ayak izlerini de toplayıp gitti.
Hiç bir iz kalmadı artık bende.
Bu son şiir,
Bu son cümle,
Bu da son kelime;
Hoşçakal...

24 Şubat 2011 Perşembe

Mutluluğa Atılmaya Çalışılan Çeyrek Adımlar

Hayatımda iyi olduğu kadar kötü şeyler de var.
Kelime bulamadığım "şey" diyebildiğim sadece...
Hep farkında oluruz oysa.
Ama kötüleri görürüz bir bir.
Negatif olanlar unutulmazmış bir programda duymuştum geçenlerde.
Canımızı acıttığı içindi belki.
Bıçak iz bırakırdı saplandığı yerde.
Kalan yarayı sarmak yerine
Kabuk tutmaya mahkum etmeliydi
Kabuğun altından kanaya kanaya tükensen de...
Madem mutluluk istiyorduk çocuk masumiyetimizle,
İstediğimizi almalıydık;hırsla ve azimle.
Onunla da onsuz da mutlu olmayı başarmalıydık...
Sadece bu.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Yağmurlu bi günde yolculuk...

Otobüsün camından dışarı bakıyorum şimdi.
Gördüklerim ise sadece aklımdaki bi yığın düşünce.
Neler bırakıyorum bir bir geride?
Camıma çarpıp akıp gidiyor içimden herşey.
Tüm kara bulutları geride bırakıp,
Yeniden doğmaya gidiyorum.
Belki de.. Sorularıma bulduğum cevaplarımla....
Hoş da olmasalar da,
Sevmesem de onları,
Benim onlar..
Sahiplenmeli bi an önce,hesap sormadan...

19 Şubat 2011 Cumartesi

Yalancı Aşklar

Çocuk!
Bana mı anlatıyorsun ihanetini?
Ben ihanetin adını rüyamda görmüş maşukum.
Bana sökmez yalanlar.
Git başkalarını boya tozpembeye
Belki hoşuna gidip alan olur yalanlarını
Ama bana gelsen değil 10 kere
Hiç yorulma artık ne yapsan nafile.
Artık sevgilerini yedir onlara
Karnım tok benim yalancı aşklara.

11 Şubat 2011 Cuma

Bilmediğim ne çok şey vardı oysa.Hayat bir sürü şey gizliyordu benden.. Hepsini tek tek öğrenmeye kalksam,ömür yetermiydi?

4 Şubat 2011 Cuma

Üzüntüyle..

Üzüntüden başka birşey vermiyordu bana.O eşittir üzüntüydü artık.Kırık cam parçacıkları yaratıyordu benden.Ezip geçiyor tuz buz ediyordu daha da.Her defasında verdiğim değerden pişmanlık duymama yetiyordu yaptıkları.Yine de kıyamıyorum ya,seviyorum ya affediyordu kalbim istemeden.Kaç karar aldım sayesinde acaba? Sayamadım ki.. Rakamlarım yetmedi buna. Uygulamaya soktuğum anda hep istediğim gibi oldun.Yine yutuldu kararlar.Miydeme oturdu,bekledi sessizce.Sanki biliyordu yeniden meydana geleceğini.Ezberlediler artık belki.Onlar bile anladı başa sarıp durduğumuzu.Bi benim beynime girmiyordu sanki.Anlamak istemiyordum.Duymak.Bilmek.Ağlamak istiyordum yalnızca.Belki akıp giderdi o da gözyaşlarımda.Onu bile beceremedim.Hep elime yüzüme bulaşıyordu senle ilgili ne varsa.Bile bile ladesti bu yani.Kaybedeceğimi bile bile oynamaktı.Aslında hep aklımdaydı ama bi an unutmak istedim.Ve puuuuffff! Kaybettim sen kazandın...Ama beni kaybettin.

Şimdi böyle yazarım ya hani ben.Üzüntüyle aniden.Yok artık olur mu canım,derim.Kararlıyım,derim ya hani ben.Sen gelirsin pişman,bakarsın yüzüme.Gözlerin hüzünlü.Ya yine kıyamazsam ben?..

1 Şubat 2011 Salı

Bir Yok Oluş

Elleri üşüyordu kadının.
Alışkın değildi.
Sağ elini sol eliyle ısıtmaya..
Yetemiyordu işte kendi kendine.
Elleri hep onunkileri arıyordu.
Sıktı elini önce.
Kastı kendini.
Yumdu gözünü.Sıktı,sıktı..
Öylesine inkar ediyordu ki onun yokluğunu.
Dayanamadı sonunda.
Açtı gözünü.
Herşey bıraktığı gibiydi işte.
Kapı kapalıydı.
O yoktu ardında.
Her cümleye bi yokluk sinmiş sessizce kıs kıs gülüyordu kadına.
Kadın sakinleşti sonra.
Yüzünde bi ıslaklık.
Ağlamıştı ona,kendine,biz olduğuna inandığı onlara.
Hâlâ üşüyordu eli.
Yüzüne götürdü buz tutmuş parmaklarını.
İçi titredi.
Sildi yüzünü sakince.
Telefon çalıyordu.
Arayan oydu.
Açmaya yeltendi,sonra durdurdu kendini.
O gitti artık dedi.
Yok olmayı göze alarak.
Bıraktı adamı..
Haykırdı durdu adam.
Kadın duymuyordu artık onu.
Ve söz verdi kendine kadın.
Onu üzeni umursamayacak,yoksayacaktı artık.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Aşk-ı Toprak

Güneşli bir gündü.Gün olacaklardan habersiz güzel bi yaz günü olmaya devam ediyordu.
Yüzyüze ilk görüşümdü onu.Heycanlandırdı kalbimi.Bu kesindi.Onunkide bana öyleydi.Gelecek zaman yakındı.Çözmek zor olmazdı.Sonra mı? Sonrası her aşk gibiydi işte.

Gelindi yol ayrımına..Toprak ağlıyordu,yer bağırıyor.İçi çekiliyordu toprağın.O ise inatçı.çekiyordu köklerini acısada aldırmadan.Kopardı attı kendini yardım ettiler.Çaldılar onu topraktan,inkar ettiler.Bikaç yalan savurdu.İçimden akıp gitti gecenin sessizliğinde.Toprağa döküldü.İçine çekti toprak onu.Emdi köküne.Unutulup gitti orada yeniden yeşerene kadar.Toprak aldırmamayı seçti sonra.Onun unuttukları vardı toprakta.Sildi gözyaşını sarıldı onlara.Unutmayı denedi sessizce.İçinden unutacaktı onu.İstedi ve denedi.Başarmıştı sonunda.

Sonra.. Unutulduğu yerden yeniden doğdu adam.Evet tamda unutulduğu yerin dibinden,yeşerdi yemyeşil.Güzelliği büyüledi.Eskisindende kuvvetliydi bu defa kökleri.Hani hiç topraktan ayrılmayacak denilen cinsten sıkıca tutunuyordu toprağa.Bu kez kopmayacaktı kökler asla.İnandırdı toprağı.Güvendirdi.Umursamadı toprak ne yağan yağmuru ne de güneşi.Artık ona sımsıkı tutunan eşi için atıyordu kalbi.Bu kez yolunda sayılırdı herşey.Ama birşeyler farklıydı.Olumsuzluk bulutu çökmüştü üstlerine.Kestiremiyordu toprak ne olup bittiğini.Sarsıldı güven.Küçük bir sarsıntıyla.Yere düştü,kırıldı.Battı toprağa.Kanadı toprak.Akıttı içine içine.Neye inanacağına şaşırdı toprak.Dayanılmaz,çekilmezdi bu.Neler oluyordu?Beni kaybetmek mi istemiyordu? Yoksa kökler çoktan kopmuşmuydu? Cevap gelecek günlerde gizliydi.

Fatma CANBAZ

29 Ocak 2011 Cumartesi

Yüzleri Toprağa Eğik İnsanlar

Yatağımın üzerine oturup,
Usulca açtım perdemi.
İzlemeyi severdim hep,
Yağmurlu bir havada bu şehrin insanlarını..
Bana göre hoş bir koşuşturmaydı yaşadıkları..
Onların ise derdi başından aşkın..
Eğikti yüzleri toprağa,
Hava karanlık ve yüzler ıslak..
Ölümü hatırlattı bana...
Fakat, onların derdi başından aşkındı . . .
Umursamazca.

Fatma CANBAZ

KélébéK

Bugün kelebek olmayı seçtim ben..
Süslü püslü,sevimli gözüken;
Rengarenk kanatlı,
Beneklerinde bir sürü acı.
Bir güne bir ömür sığdırdım ben.
Film şeridi gibi geçti gözümün önünden,
Durduramadım,anlatamadım.
Geçti bitti çabucak.
Çırpınamadım,haykıramadım.
Yanımda kim kaldı bana bakacak?
Gün bitti bu defa.
Bende ardından...
Veda bile etmedi o çok sevdiğimiz hayat.

Fatma Canbaz

Geçmis..

Geçmişi düşündüm biraz.
Eskiden daha mı çok dert varmış,
Hepsini unutmuşmuyuz ki,düşününce;
"Vay be ben bunu da mı görmüştüm"
Dedirtiyor insana?
Düşündükçe gördüm ki insan unutuyor dününü.
Düşünmeye vakti bile olmuyor şu curcunada.
Bu kadar kolay unutuluyorsa
Neden hayattan korkulur ki bi yandan...
Belkide geçmiş sözcüğü
Adı üstünde,
Geçip gitmiş iyileşmiş anlamındadır.
Hani hep deriz ya,
"Geçmiş Olsun... "

Fatma Canbaz

-Kollarım-

Kollarım çok ağrıyor bu aralar..
Sen bana geleceksin diye açıyorum,
Sonra birden duraksıyorsun..
Dönüp arkana bakmadan edemiyorsun her defasında..
Bir iki adım geriliyorsun.
Kararsızlık haykırıyor adımların..
Dengeni kaybediyorsun,
Bak dur düşeceksin!
Birden koşmaya başlıyorsun,
Tam kollarımı bedenimin yanına salıp bırakacakken..
Dur! diyorsun..
"Bekle" beni..Bekle..
Sesin titretiyor tüm bedenimi..
Seni hiç beklemem mi ?
Koşan adımlar bana mı,
Bir an ben bile şaşırıyorum..
Daha da çok açıyorum kollarımı,
Çabuk gel istiyorum..
Gel bir an önce...
Bitsin hasreti kollarımın...
Ardından bana nefes kadar yakın oluyorsun bir an...
Kavuşma vakti geldi ellerimizin diyorum,
Gözümü kapatıp açıyorum,
Kayboluyorsun hiç anlamadan..
Bakıyorum,
Yolun en sonunda,
Görüntüsü kaybolmaya yüz tutmuş,
Bir el beliriyor,
Yavaş yavaş sallanan...

Fatma Canbaz

Gözyası

Gözden gelen yaş..
Belki sevinç,belkide acı için.
Kimbilir ne anlamlar ifade eder,
Elmacık kemiklerinden aşağı akan iki damla yaş..
Ne anlamlar barındırır içinde boyundan büyük.
Bir küçük çocuğun gözünde yaş,
Bazen bir oyuncak bazende bir dondurma için.
En masum gözyaşıdır,
En masum varlığa ait olan.
Bazen bir bebeğin dünyaya ilk ayak basışı süsler gözleri..
Sevinçle dolu damlalar dökülür gözlerden..
Çoğu kez de üzüntüdür aslında gözyaşını oluşturan.
Kimi zaman bir ayrılıktır hayatını paramparça eden.
Ve seni gözyaşlarına boğan..
Yitirip gittiklerimizdir ardından ağladıklarımız,
Bir daha geri getirememe duygusudur.
Boğazında oluşan bir düğümdür habercisi.
Süzülür yaşlar aniden,rahatlatır insanı..
Kızarık iki gözdür ertesi sabahı...

Fatma Canbaz

11 Aralık 2010 Cumartesi

Yokluğunun Mis Kokusu.. ~

Bugün hiç gülmedi yüzüm
Bir küçük tebessümü bile çok gördü hüzün
Kapandım odama yine sensizlikle
Odam yalnızlık kokuyor buram buram
Tozunu alıyorum yokluğunun
Öyle sinmiş ki yastığıma yorganıma
Kafamı her koyuşta sensizlikle uyuyorum
Ya da numara mı yapıyorum
Senli kurduğum hayallerimi sensizliğe anlatıyorum
Bütün gece içimden seninle konuşup duruyorum
Duyabiliyormusun beni
Yırtarcasına boğazımı içimden attığım çığlıklarımı
Neden duymuyorsun neden
Kulağına pamuk mu tıkıyorsun geceleri
Sonra
Sensizliği de alıp yanıma çıkıyorum sokaklara
Burdada peşimi bırakmıyor yokluğunun mis kokusu
Çekiyorum içime içime en derine
Sensizliğe sarılıp paylaştığımız gökyüzünü seyrediyorum
Şarkımızı mırıldanıyorum içimden
Duyulmayacak kadar sessiz
Peki ya bunu duyabiliyormusun

10 Aralık 2010 Cuma

* Seni Beklemek

Ayrılığın saati kum saatinden de erken geçiveriyor.
Mevsim ayrılık kokuyor.
Ayrılığın adımlarını sayıyorum arkandan bir bir..
İçime işliyor,canım yanıyor..
Tüm 'GİTME'li cümlelerimi yutuyorum bir bir..
Hüznün sessizliğine bürünmüş ufacık bir "gitme"
Çıkıyor sadece dudaklarımın boşluğundan..
Ama sen çoktan yolu yarıladın bile.

Güneş kaybolmaya başladıkça adımların da yavaşlamış,
Sende kaybolmaya başladın yolun sonunda..
Bir kavşak daha bitti..
Ve sen yok oldun.
Ardından baktım hep.
Hani belki dönersin,
Sevgilim dersin,
Sıkıca sarılırsın boynuma diye bekledim.

Sen gideli çok oldu sevdiğim,
Ben hâlâ aynı yerde,aynı bankta,aynı saatte,
Hep seni bekliyorum.
Ama ne bir ayak sesi,
Ne de senin kokun..
Hiç dolaşmıyor etrafta.
Gelmeyeceğini bile bile bekliyorum sevdiğim.
Bu bile mutlu edebiliyor beni.

"Seni Beklemek..."

25 Kasım 2010 Perşembe

*Onu İçimden Unutacaktım

Tek başımayım şimdi.
Salondaki koca koltukta oturmuş
Aklımı seyrediyorum.
Nerelere götürüveriyor beni habersiz.
Yapayalnız,çağresiz.
Yada durun bir dakika.
Bana eşlik eden sadık saat tik taklarını da unutmayalım.
Gözüm saate takıldı bi an.
Nede hızlı geçiyordu zaman.
İstesemde geri gidemezdi ne akrep ne yelkovan..
Saat çoktan 2 olmuş,geçiyordu bile.
Çoktan uyumuştur umursamazca dedim içimden.
Kızdım kendime.
Dilimde hâlâ "o" mu vardı?
İtiraf etmek zordu,kendime bile.
Belli ki kolay olmayacaktı onsuz cümleler kurmak.
Belki ellerim hâlâ ona şiirler yazacaktı izinsiz.
Kabullenmeli bu durumu çağresiz.
Onu içimden unutacaktım...

21 Kasım 2010 Pazar

Gözyaşlarıma eşlik eden birileri var gökyüzünde .. ~

Meğer yalnız değilmişim bende.
Gözyaşlarıma eşlik eden birileri var gökyüzünde.
Hüngüre hüngüre ağlayan tüm şehirle birlikte,
Beni de sırılsıklam eden birileri.
Gözyaşlarını omuzlarımda kurulayan..
Sana benzettim gökyüzünü bu gece..
Karanlık ve ağlamaklı.
Sus desende susmayan,
Daha da şiddetlenen,
Bağıran ve kızan gökyüzünü.
Sessizce izledim ıslattı tüm şehri.
Güneş doğmaya yakın alıp pılını pırtısını gidecek,
Bir vedayı bile çok görüp...

6 Kasım 2010 Cumartesi

Yağmur

N'olur n'olur ağlama dedim..
Gürledi birden !
Karışma dercesine..
Korktum,kaçtım.
Kaçabildiğim kadar uzağa,
En uzağa..
Peşimi bırakmadı gözyaşları.
İçim içimi yedi yine de susturamadım.
Ağlama bak, bende ağlayacağım...
Gözyaşları omuzlarımı ıslattı,
Sırılsıklam oluncaya kadar ağladı..

Sonra..Kaldırdım başımı baktım göğe..
Yalvarırcasına haykırdım !
Ağlama gök...
Ağlama bana.. Bize..
Ben ağlarım sus sen ağlama..
Duymasın kimse.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Islak Bir Yol ..

Gidiyorum durmadan,
Sele kapılmış adımlarım..
Üşüyor,suların peşinde ayaklarım.
Islanmış ruhum..
Mosmor dudaklarım..
Sessiz sessiz çarpıyor yüzüme,
Yeni doğmuş gözyaşlarım.
Birileri itiyor sonra beni arkamdan,
Suların içinde kaybediyorum benliğimi.
Ben benlikten çıkıyorum,
Boğuluyorum damlalarda..
Nefes alamıyorum.
Çığlığım yansıyor su yüzeyine
Sonra,kayboluyor aniden..
Nefessiz şimdi ruhum,
Saydam artık düşlerim..
Ölüme yüz tutmuş mısralarım.
Gitmek için bekliyor,
Yok olmak için.

2 Ekim 2010 Cumartesi

~ KAFES

Sen bir kuşsun.
Ve ben şimdi,
Senin kafesinin kapağını sonuna kadar açıyorum...
Uçup giden kuşlar,
Hiç geri dönmezler..
Biliyorsun değil mi?
Hadi uç sende şimdi !
Ya bana..
Ya da gökyüzüne/özgürlüğe ...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Aşk'ın En Masum Yanı ...

Yine kalbimin en yumuşak yerine çarptı aşk..
Gömüldü kaldı en derine ulaştı birden.
Engel olamadım.
Ellerim tutmadı.
Kaldırıp fırlatamadım.
Oysa çok kızgındım ona,
Güvenmiycektim birdaha...
Ne oldu bana ?
Ne yaptı etti yine yumuşatmayı başardı kalbimi...
Yer açmayı başardı kendine..
Aşk özür diledi kalbimden,
Affettirdi belki kendini,
En masum yanıyla...

29 Temmuz 2010 Perşembe

Aşk Çorbası

Anlatmak zor aslında.
Dinlemek daha beterdir.
Ahh.. şu kalbim hep bencilmidir?
Sıcak yaz günlerinde kalbim aşktan pişse de..
Bırakmıyor peşimi aşk.
Hadi o zaman sende gel gir koluma çekip gidelim bu şehirden diyorum,
Yok, o da olmuyor.
Kalsam olmuyor,gitsem olmuyor..
Orta yolu da yokmuş bunun..
Nedir bu çektiğim aşk mı,çile mi?
Yoksa kocaman bir "hiç" mi?
Kafam karışık bu aralar belki ondan adını koymakta zorlandım birden.
Bakmayın bana , düşündükçe heycanlandığıma.
Yok ki ortada birşey.
Ne kavuşan bir çift,
Ne de mutlu gülen iki yüz..
Hayatım çorba oldu belki bir anda..
Ama çorba içmeyi sevmezdim ben?

13 Mayıs 2010 Perşembe

Bıktım¨

Bıktım insanların bencilce davranışlarından.
Mutluluk cimrisi insanlardan.
Bıktım,haksızlıklardan.
Umursamaz,duygusuz,hissiz ortalarda dolaşanlardan.
Ne istediğini bilmeyen insanlardan.
Ve artık üzülmekten de bıktım.
Ağlaya ağlaya yastığımı ıslatmaktan,
Kimseyi dinleyememekten,
Başımın ağrısından,
Herşeyden bıktım.
Bilmem anlattım mı birşeyler anlayan olur mu dersiniz?
Yoksa boşuna mı bu çırpınışlar...

4 Mayıs 2010 Salı

~Béndéki Sén ..

Bi delilik yaptım ben..
Aslında sen yoktun,
Ama ben hep var saydım seni..
Saatle dakikanın aynı olduğunu görünce,
Beni düşündüğünü sandım ben..
Oysa düşünen bendim.
Seni ve dahasını.


Aslında sen hiç sevmedin,
Ama hep seversin sandım ben.
Yalanlarının gerçek olduğuna inanınca,
Tertemiz bir dünyasın sandım ben.
Oysa tek enayi bendim.
Oyun oynamayı sevmem ben.


Aslında sen hiçbirşeydin.
Ama ben hep herşey saydım seni.
Bakışlarını üst üste yakalayınca,
Gözlerin yalnız bana ait sandım ben.
Oysa ait olan yalnızca benim gözlerimdi.
Sana ve senin olanlara.


Aslında sen hiçkimsenindin,
Kendi kendime sahiplendim ben.
Zorla iki çift laf edip konuşunca,
Bana ulaşmak için bahaneler ürettiğini sandım ben.
Oysa ortada ne bahane vardı,
Ne de sen ve dahası.


Aslında sen diye birşey yoktu.
Ama kendime bir sen yaptım ben.
Gittiğim yerlerde sana rastlayınca,
Bilerek gelirsin sandım ben.
Oysa ne sen takipteydin beni.
Nede ayak izlerin vardı oralarda.
Sadece minik rastlantılardı bunlar.


Aslında hiç resmin yoktu bende.
Şiirlerimden oluşan tek resim oldun sen.
Ama siyah-beyaz,geç farkettim ben.
Gözlerinde hep kendimi görünce,
Kalbinin aynası sandım ben.
Oysa gözlerindeki benler sadece yansımalarmış,
Gözünde ne ben varmışım,
Ne de gülüşler...


Aslında sen hep yalanlar söyledin,
Ama hep dürüst saydım seni ben.
Bana kızmalarını anlamayınca,
Kıskandın sandım ben.
Oysa tüm bu bağrışmalar yalanlarındanmış.
Benim gibi dürüst değilsin sen.


Aslında hiç uğraşmadım sana şiir yazmak için.
Tüm cümlelerimde seni buldum ben.
Yazdıklarımı okuduğunu düşününce,
İçimdekileri döktüm ben.
Oysa ne okuduğun varmış yazdıklarımı,
Ne de gördüğün beni.


Aslında sen iki yüzlüymüşsün,
Ters yüzünden bakmışım ben.
Ve bi delilik daha yaptım ben...
Bir şiir yazdım.
İçinde sadece "sen" ..