11 Aralık 2010 Cumartesi

Yokluğunun Mis Kokusu.. ~

Bugün hiç gülmedi yüzüm
Bir küçük tebessümü bile çok gördü hüzün
Kapandım odama yine sensizlikle
Odam yalnızlık kokuyor buram buram
Tozunu alıyorum yokluğunun
Öyle sinmiş ki yastığıma yorganıma
Kafamı her koyuşta sensizlikle uyuyorum
Ya da numara mı yapıyorum
Senli kurduğum hayallerimi sensizliğe anlatıyorum
Bütün gece içimden seninle konuşup duruyorum
Duyabiliyormusun beni
Yırtarcasına boğazımı içimden attığım çığlıklarımı
Neden duymuyorsun neden
Kulağına pamuk mu tıkıyorsun geceleri
Sonra
Sensizliği de alıp yanıma çıkıyorum sokaklara
Burdada peşimi bırakmıyor yokluğunun mis kokusu
Çekiyorum içime içime en derine
Sensizliğe sarılıp paylaştığımız gökyüzünü seyrediyorum
Şarkımızı mırıldanıyorum içimden
Duyulmayacak kadar sessiz
Peki ya bunu duyabiliyormusun

10 Aralık 2010 Cuma

* Seni Beklemek

Ayrılığın saati kum saatinden de erken geçiveriyor.
Mevsim ayrılık kokuyor.
Ayrılığın adımlarını sayıyorum arkandan bir bir..
İçime işliyor,canım yanıyor..
Tüm 'GİTME'li cümlelerimi yutuyorum bir bir..
Hüznün sessizliğine bürünmüş ufacık bir "gitme"
Çıkıyor sadece dudaklarımın boşluğundan..
Ama sen çoktan yolu yarıladın bile.

Güneş kaybolmaya başladıkça adımların da yavaşlamış,
Sende kaybolmaya başladın yolun sonunda..
Bir kavşak daha bitti..
Ve sen yok oldun.
Ardından baktım hep.
Hani belki dönersin,
Sevgilim dersin,
Sıkıca sarılırsın boynuma diye bekledim.

Sen gideli çok oldu sevdiğim,
Ben hâlâ aynı yerde,aynı bankta,aynı saatte,
Hep seni bekliyorum.
Ama ne bir ayak sesi,
Ne de senin kokun..
Hiç dolaşmıyor etrafta.
Gelmeyeceğini bile bile bekliyorum sevdiğim.
Bu bile mutlu edebiliyor beni.

"Seni Beklemek..."