23 Haziran 2011 Perşembe

İki Badem Şekeri.

Kendimle oturmuş başbaşa susarken,
Birşey farkettim.
Az ilerde,
Masanın üzerinde duran,
Kaseye takıldı aklım
Ve düştü içine.
Orada durmuş bekliyordu,
İki badem şekeri.
Dönmüşler birbirlerine sırtlarını,
Çıkmayı bekliyorlar tabaktan.
Son kez arkalarına bile bakmadan,
Gömmüşler yüzlerini kasenin duvarlarına.
Belkide başka hayatları seyredalmışlar,
Cam duvarlardan.
Kasenin içinde yalnız ikisinin olduğunu unutmuş,
Kendi hayatlarına kahraman olmayı beceremeyip
Başka hayatlara figuran olma peşindeler belkide.


-Devamı gelirmi bilinmez.-

Sensiz Aşk -

Sen olmadan daha güzeldi aşk.
Kirlenmiyordu çok kez...
Sadece benimdi.
Paylaşmama gerek yoktu kimseyle onu.
Sahi,gelmene gerek yoktu.
İyi anlaşıyorduk sensizlikle..
Güvenemediğim varlığının yokluğuna sığındım.
Ne tuhaf değil mi?
Ne olursa olsun buluyordu yine beynim,
Seninle ilgili bir kavram.
Yokluğun...
Senin yokluğun.

20 Haziran 2011 Pazartesi

Şiir mevsimi değildi galiba..
İlham düşmemişti henüz suya~

17 Haziran 2011 Cuma

İç *

Sanki istemeyince oluyo gibi geldi şimdi herşey.
Annem birşeyi yapma dedikçe yaptığım gibi mesela.
Ya da birşeye çok fazla özenip isteyince olmaması gibi birşey bu.
Demişler ya bir şeyi çok istersen olur diye.
Kim demiş merak ederim hep.
Benim en çok istediklerim olmaz nedense.
Belki arada olanlarda vardır ama olduğu için bana değerli gelmez.
Evet,elindekinin kıymetini bilmemek bu.

Şimdi neden anlatıyo bu bunları diyorsunuz.
Konu yine aşka gelcek elbet.
Bizim hiç gidemediğimiz aşka.
Ellerimizin hiç buluşamadığı maziye belki..

Artık aşkla ne yanyana ne alt alta getirmiyorum,
Belli belirsiz kelimeleri.
Keşke olmamalı benim aşkımda
Yada belkilere sığınmamalı ürkekçe...
Korkusuz ama iyi ki dolu olmalı özgürce.

Hımm fazla mükemmel büründü gözüme.
Aşk acı çekmeden tatlı gelmiyordur belki insana?
Yemeğe pul biber atınca tatlı gelmesi gibi mesela..
Çorbada bizim de tuzumuz olmalıydı kanımca.
Ama fazla kaçırınca tuzu,
Dökülüyordu çöp kutusuna.
Birde yemek az olunca tatlı gelir ya insana,
Demekki az sevilince daha değerli oluyordu aşk.

Çok isteyince gelmiyor,
İstemeyince de pat diye çıkıyordu karşına.
Hani unut diyince unutulmadığın gibi,
Sev diyince de sevilemiyordun.
İki türlü de yol aynı kapıya çıkıyordu yani.
Hangisi virajlı değilse onu seçmeliydi,
Bir kazaya kurban gitmeden..

Aslında olumlu yada olumsuz gelsede bana,
Herşeyde vardı bir hayır.
İstemek değil,hayırlıyı istemekti mühim olan.
Yine hep dediğim gibi,
Hayırlısı....

13 Haziran 2011 Pazartesi

Şıpsevdi

Benim yüreğim şıpsevdi.
Evet sevdi.
Şıp olmasının sebebi,
Damlayan kanların sesi.
Ben geldim yine.
Birşeyler karalayıp sonra yok olmaya geldim.
Bilmiyorum tabi okuyan varmıdır yada okuyanlar kimlerdir...
Maksat içimi dökmek.
Kime olduğunu bilmeden.
Aşkta yapamadığımı şiirde yapmak yani.
Aşkı dökemediğim içimi şiire dökmek.
Korkusuz,içimdekileri haykırmak.
Şimdi kim var karşımda çözemiyorum.
Kimsin sen?
Öyle benziyorlarki artık insanlar birbirine,
Çözemiyorum.

3 Haziran 2011 Cuma

Sahil*

Bir sahil gibiydi ayrılık.
Gidenlerin ayak izlerini,
Kalanlarınsa gözyaşlarını biriktiren..
Ve ilk kez benim adımlarım öptü bu sahilin kumlarını....
Yani ilk kez giden bendim bu sahilden.
Senin ayak izlerin yerine benimkileri gömen.
Kalansa sen..
Belkide ilk defa karıştı gözyaşların,
Uçsuz bucaksız denizin tuzlu sularına...
Ayak izlerimi ıslattı belki,
Yıkadı kendince.
Silmeye çalıştı fikrimce.
Gitmemişim gibi davrandı.
Fakat dalga ne kadar ileri gidebilirdi ki...
İşte orda gözyaşlarının yetişemediği yerde,
Gömülüydü ayak izlerim..
Baktıkça hisset diye gittiğimi.